miray sasioglu

Aleksitimi: Tedavi Girişimleri*

Özet Aleksitimi “duygular için söz yokluğu” anlamına gelmekte ve kişideki aleksitimi düzeyi arttıkça, psikoterapi sürecinin de olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Dolayısıyla aleksitimi skorlarından da hastaların klinik tedavisinde uzmanlara yol gösterecek önemli bir araç olarak yararlanılabileceği düşünülmektedir. Bu kuramsal derleme çalışmasında, aleksitimi tedavisinin günümüzde ne noktada olduğu sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu soruyu yanıtlamak için aleksitimik özelliklerin uzun …

Aleksitimi: Tedavi Girişimleri* Devamı »

Aleksitimi Kavramı*

ÖZET “Duygular için söz yokluğu” anlamına gelen ve psikiyatri çevrelerince hızla kabul görmüş bir kavram olan aleksitimi, başlangıçta psikosomatik hastalardaki belirtileri açıklamak için ortaya atılmıştır. Ancak güncel çalışmalar aleksitiminin birçok farklı patolojik grupta ve hatta sağlıklı popülasyonda da karşımıza çıkan bir kişilik özelliği olabileceğini ortaya koymuştur. Bu noktada aleksitimi kavramının var olan yapı ve tanılardan …

Aleksitimi Kavramı* Devamı »

Psikoterapide “Diyalog” Kavramı

Miray Şaşıoğlu, Kl. Psk. Uzm. Geştalt, dinamik ve bilişsel kuramların üçü de, danışanın değişiminde ilişkinin önemine vurgu yapar. Ancak yapılan vurguların niteliği, ilişkiden iyileşme sürecinde nasıl yararlanıldığı, ilişkinin değişim için amaç mı araç mı olduğu, ilişkinin kurulmasında yararlanılan ve yorumlanılan araçlar, terapistin ilişki içindeki tavrı, ilişki içinde danışana terapi süreci ve gidişatı ile ilgili ne …

Psikoterapide “Diyalog” Kavramı Devamı »

Temas sınırı: birleşme & ayrışma

Bireyselleşme, ayrışma sürecine analitik literatürde sıklıkla rastlanmaktadır. Buna göre çocuğun bakım verenle kurduğu ilişkinin niteliği, daha sonraki yıllarda kişinin ayrışma sürecinin neresinde olduğuna dair de bilgi verir. Örneğin Kohut (2004, sf.70-71) dönüştürerek içselleştirme yoluyla, çocuğun kendiliknesnesi işlevlerini içsel bir yapıya dönüştürmesi ve bu yapı sayesinde ilerde de narsisistik gerilimleriyle baş etme ve kendi kendini yatıştırma …

Temas sınırı: birleşme & ayrışma Devamı »

Tamamlanmamış işler

Zeigarnik (1927: Daş, 2010) insanların tamamlanmamış işleri, tamamlanmış olanlardan daha iyi hatırladıklarını ortaya koymuştur. “Zeigarnik etkisi” olarak anılan bu önerme Geştalt yaklaşımında tamamlanmamış işler kavramının gelişmesine çok önemli bir katkıda bulunmuştur. Ovsiankina (1928: Daş, 2010) da insanların yarım bıraktıkları işlere spontan biçimde geri dönerek tamamlama eğiliminde olduklarını saptamıştır. Tüm bu araştırmaların da katkıda bulunduğu alan …

Tamamlanmamış işler Devamı »

Psikoterapide “temas” kavramı

Pek çok terapi yaklaşımı kişiyi çevreden ayrı olarak ele aldığından, cevaplanamaz bir soru olan, “kişiyi içsel güçler mi, yoksa çevresel güçler mi yönlendirir?” sorusuna takılıp kalmıştır. Geştalt terapisinin kurucusu Perls (1973: Daş, 2010) bu bilimlerin organizmayı ve çevreyi ayrı ayrı, yani birbirinden bağımsız olarak ele alarak bir yanılsamaya düştüğünü ileri sürer. Oysa Perls’e göre “psikoloji, …

Psikoterapide “temas” kavramı Devamı »

Psikoterapide “ihtiyaç” kavramı

Kuhn (1962: Mitchell, 2009) bilimdeki farklı paradigmaları, farklı düşünme biçimleri olarak tanımlamıştır. Buna göre, her model eldeki veri alanının tamamını kullanır; fakat her biri, bu verileri farklı biçimlerde bir araya getirir. Biz bu prensibin farklı terapötik yaklaşımların farklı kavramlara bakış ve yorumlayışlarında da geçerli olduğunu düşünüyoruz. Burdan hareketle ise, Geştalt terapinin ihtiyaçlar kavramını benzerlikler ve …

Psikoterapide “ihtiyaç” kavramı Devamı »

Temel ihtiyaçlar karşılanmadığında ortaya çıkan yapılar

Soru: Geştaltın sabitleşmesi ile BDT’deki temel inançlar ve şema kavramları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları tartışınız. Geştalt yaklaşımında tamamlanmamış işler kavramı kişinin ihtiyaçlarını tatminkar biçimde karşılayamaması ile ilişkilidir. Bu durumda geştalt tamamlanamaz. Geştaltın tamamlanamaması iki şekilde ortaya çıkar: Birincisi geştaltın tamamlanmak üzere açık kalması, ikincisi ise geştaltın tamamlanmadan kapatılması, yani geştaltın sabitleşmesidir (Daş, 2010). Geştalt yaklaşımına …

Temel ihtiyaçlar karşılanmadığında ortaya çıkan yapılar Devamı »

Farkındalığın eşlik etmediği temas büyüme ve değişmeyi getirir mi?

Temas, özümsenebilir yeniliklerin kabul edilmesine ve özümsenemeyen yeniliklerin reddedilmesine yol açarak, yeni davranışların ortaya çıkmasını sağlar. Yani, çevreyle temas kuran kişi kaçınılmaz olarak değişir, çünkü temas kişinin aynı kalmasını olanaksız kılar (Perls ve ark., 1951: Daş, 2010). Polster ve Polster’a (1973: Daş, 2010) göre kişi temas ederek kendini değişmek için zorlamaz, temas ettiğinde zaten değişmiş …

Farkındalığın eşlik etmediği temas büyüme ve değişmeyi getirir mi? Devamı »

Yaşamın amacı yaşamaktır, yaşamaksa farkında olmaktır.

“Yaşamın amacı yaşamaktır, yaşamaksa farkında olmaktır.” David Schiller (1994: Daş, 2010) Clarkson ve Mackewn (1993: Daş, 2010) farkında olmayı “kişinin kendi duyum, duygu, düşünce ve davranışlarıyla, yani kendi varlığıyla ve çevresiyle temas içinde olması” şeklinde tanımlamışlardır. Buna göre, farkına varma sürecinde kişinin sezgilerini; bu sezgilerin giderek belirginleşmesi, kişinin bu sezgileri sadece bilişsel olarak değil, duyguları …

Yaşamın amacı yaşamaktır, yaşamaksa farkında olmaktır. Devamı »